Haber Tahtası

ONE MİNUTE’ten UÇAK KRİZİ’ne… Türkiye

İbrahim AYDOĞAN

İbrahim AYDOĞAN

E-Posta : i.aydogan01@hotmail.com

              İki binli yıllardan itibaren Türkiye hızlı bir değişim ve dönüşüm sürecine girmiştir. Bu süreç Türkiye açısından yeni sorumluluklar ve rolleri beraberinde getirmiştir. Uluslara arası alanda siyasi ve ekonomik yönden aktif bir rol üstlenen Türkiye, bölgesel ve küresel krizlere müdahil olma cesaretini kendinde görmeye başlamıştır. Türkiye vizyon olarak, 2023’te bölgesel ve kürsel güç olma iddiasındadır. Ancak bilinmesi ve unutulmaması gereken bir şey var; büyük ülke olmak için Türkiye’nin aşması gereken ilk engel, İsrail, Rusya, Avrupa ve ABD gibi küresel güçler karşısındaki ezilmişlik, geri kalmışlık, güçsüzlük psikolojisinden kurtulmaktır. Zira Türklerin 18. Yüzyılda başlayan batılılaşma çabaları yeterince başarılı olamamıştır. Batının bilim ve teknoloji gibi medeniyet unsurlarını almak yerine, yanlış ve tehlikeli bir şekilde kültürünü alan batılılaşma çabası büyük oranda başarısız olmuştur. Bu başarısızlık duygusu batı karşısında aşağılık kompleksine ve yenilmişlik psikolojisine inkılâb etmiştir. İşte Türkiye’nin ilk aşması gereken psikolojik eşik budur ki, son yıllardaki gelişmelerle bu eşikler aşılmaya başlanmıştır elhamdülillah.

              2009’da Davos’ta “One Minute” ile Türkiye, ilk eşiği geçmeye başlamıştır. “One Minute” denilmemeliydi, “Türkiye bedelini çok ağır öder” diye feveran eden kesimler aslında bu eşiğin geçilmesinden rahatsızdı. Ne oldu Türkiye bedel mi ödedi? Hayır. İsrail tabi ki Türkiye üzerinde birçok oyunu devreye soktu. Hükümeti yıkmak ve Türkiye’yi yeniden dizayn etmek istedi. Fakat nihayetinde yaptığı bütün çabalar en azından bugüne kadar ellerinde patladı. İsrail tarihinde ilk kez bir devletten özür diledi(Türkiye). Elbette özür çok önemli değildi, ama bir tabu yıkılmıştı böylece. O tarihten buyana İsrail karşısındaki ezilmişlik psikolojisi büyük oranda azalmıştır. “Türkiye’nin öyle İsrail’den pek de geri kalan yanı yokmuş, yani Türkiye o kadar da küçük ülke değilmiş” algısı oluşmaya başladı. İşte bahsettiğimiz eşik de budur zaten.

             Şimdi o malum çevre tıpkı 2009’da olduğu; Türk hava sahasını ihlal eden Rus uçağı düşürülünce, yandık, mahvolduk Rusya bedelini bize ağır ödetir diye feryat etmeye başladılar. Sanki Türkiye, Rusya hava sahasına girmiş ve Rus uçağını orada düşürmüş gibi bir hava estiriliyor. Konu siyaset, hükümet ya da parti meselesi değil ülke meselesi ihmale gelmez. Siz egemenlik hakkınızın ihlalini görmezden gelirseniz maazallah Ankara semalarında uçmak isterler. Velhasıl Rusya karşısındaki konum da, Türkiye’nin geçmesi gereken bir psikolojik eşiktir ve geçme süreci uçak olayı ile başlamıştır. İnşallah aklıselim kriz yönetimi ile bu krizde Türkiye için bir psikolojik eşiği daha aşma fırsatına dönüşecektir. Böyle kriz durumlarında yapılması gereken en önemli şey tedbiri elden bırakmamaktır. Hamasi duygulara kapılmamaktır. Toplumun bazı kesimlerinde zafer edasıyla naralar atılabilir. Fakat devlet bunlara değil, aklın yoluna bakarak kriz yönetimi yapmalıdır. Biz böyle deyince ne yani “One Münite” ve “Uçak Krizi” planlı hareketler miydi? Diye soranlar olabilir. Cevap hayır. Bu tip olaylar planlanmaz, planlı gerçekleşmez, eğer öyle olursa çok kısa sürede deşifre olur ve ters teper. Bu gelişmeler planlı değildir. Sonuçları itibariyle Türkiye’nin akmakta olduğu mecranın içinde, geçilmesi gereken doğal süreçlerdir. Hatta ilerleyen yıllar da Türkiye ile batı arasında da benzer durumların yaşanabileceğini düşünüyoruz. Türkiye güçlendikçe bu ihtimal daha da artacaktır. Zira altmış yıldır oyalamalarla devam eden AB üyelik süreci de böyle durumlara gebe görünüyor. Üzücü hadiselerin hiçbir ülke ile yaşanmamasını temenni ediyoruz. Ayrıca bu eşikler illa üzücü süreçlerle, krizlerle aşılacak diye bir kaide yoktur. Belki güzel bir başarı ile de batı karşısındaki eşiği geçebiliriz. Bu diplomatik bir zafer veya batı standartlarından daha iyi bir seviyeyi yakalamak da olabilir. Kısacası yaşananları ah vah, battık, bittik şeklinde değil de, yaşanabilecek doğal süreçler şeklinde değerlendirip, tedbirli davranmak daha doğru olur kanaatindeyiz. Türkiye gerçekten küresel güç olmak istiyorsa, korkak veya cahil cesaretiyle/hamasi duygularla değil, kontrollü, gücünün ve imkânlarının farkında olarak, bu tür psikolojik eşikleri geçmek ve psikolojik savaşları kazanmak zorundadır.

“ Bir olayın ehemmiyetini psikolojik sonuçları belirler.” Vesselam…

İzlenme: 818 Yazdır

YORUM EKLE

Yorum Başlığı

Yorum

YORUMLAR

Tüm Yorumlar
  • Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR

ÇOK OKUNANLAR

Listelenecek kayıt bulunamadı

ADANA - HAVA DURUMU

ADANA

VİDEO GALERİ