Haber Tahtası

PARLAMENTER SİSTEM BAŞARILI OLDU MU Kİ DEĞİŞMESİN..!

İbrahim AYDOĞAN

İbrahim AYDOĞAN

E-Posta : i.aydogan01@hotmail.com

 
Öncelikle, parlamenter sistemi, siyasi ve hukuki yönden analiz edecek olursak; Parlamenter sistem, “yürütme iktidarının, yasama iktidarından kaynaklandığı ve ona karşı sorumlu olduğu anayasal (dolaylı temsili demokrasi, yani milli iradenin suyunun suyudur) demokrasi tipidir”. Dolayısıyla, parlamenter sistemde millet iradesi, yürütme üzerinde doğrudan değil dolaylı etkilidir. Bir hükümet modeli olarak, “Kral kötülük yapmaz” anlayışıyla ilk kez İngiltere’de ortaya çıkan parlamenter sistemin “altın çağı” 17. Yüzyıl olmuştur. Parlamenter sistemin dört temel özelliği vardır: 1-Yürütmenin iki başlılığı. 2- Devlet başkanının siyasal açıdan sorumsuzluğu. 3- Bakanlar kurulunun sorumluluğu ve 4- Yürütmenin yasamayı (yani meclisi) feshetmesidir. Parlamenter sistemin iki önemli sorunu vardır: hükümetin istikrarsızlıklarına yol açması ve cumhurbaşkanının yetkisinin fazla olmasına rağmen, sorumluluğunun olmamasıdır. Parlamenter monarşi sistemiyle yönetilen İngiltere’de, siyasal açıdan kralın sorumsuzluğu, “kral bir bakanı öldürürse bundan başbakan sorumludur, eğer başbakanı öldürürse bundan kimse sorumlu olamaz” şeklindeki benzetme ile açıklanmaktadır . Bizde ise mevcut anayasamızda, Cumhurbaşkanının, birlikte yaptığı işlerden Başbakanın sorumlu olması ve tek başına yaptığı işlerden de sorumlu olmaması(buna Karşı İmza Kuralı denir), sorumsuzluk açısından İngiltere örneğine benzer. Bu ön bilgilerden sonra, parlamenter sistemin Türkiye serüvenini analiz edelim; Cumhuriyet Tarihimizin 7. Halkoylamasının arifesindeyiz. Bundan önce 6 halkoylaması yapılmıştır 5 tanesi anayasa değişikliği oylamasıdır. Bu anayasa değişikliklerinin tamamında Türk Milleti değişimden yana oy kullanmıştır. Önümüzdeki halkoylamasının konusu, parlamenter sistemle devam mı? Partili cumhurbaşkanlığı modeline geçelim mi? Şeklindedir. Peki, Türkiye’de parlamenter sistem, anayasal olarak ilk kez kabul edildiği, 1961’den bugüne geçen elli altı yıllık süreçte başarılı bir sınav verebildi mi? Bu soruya cevap bulmak üzere, tarihsel süreci kısaca bir özetleyecek olursak; 27 Mayıs askeri darbesiyle 23. Hükümet yıkılmıştı. O günden bugüne elli altı yıllık süreçte, Türkiye’de tam 42 hükümet görev yatı .Bu hükümetlerin 3’ü geçici hükümet, 4’ü azınlık hükümeti, 16’sı koalisyon hükümeti ve 17’si tek parti hükümeti şeklinde kurulmuştur. Tarihi gerçeklere baktığımızda parlamenter sistemin istikrarlı bir hükümet modeli olmadığı kolayca anlaşılmaktadır. Ortalama on altı ayda bir hükümet değiştiren Türkiye’nin ilerlemesi, kalkınması, gelişmesi çok zor bir hale gelmiştir. Zaten parlamenter sistem birçok hukukçu tarafından, yapısı itibariyle, gelişme, değişim ve kalkınma açısından fren olarak ifade edilmektedir. Hâlbuki 1961’den buyana dokuz cumhurbaşkanı görev yapmış. Bu cumhurbaşkanları aynı zamanda hükümet başkanı olsalardı dokuz hükümet görev yapmış olacaktı. Ayrıca tarihimizdeki üç büyük ekonomik krize neden olan Cumhurbaşkanı-Başbakan kavgası yaşanmazdı. Bu kavgalara kısaca bakacak olursak, 1992 yılında Başbakan Demirel'in Cumhurbaşkanı Özal'ı devirmek için yürüttüğü çalışma sonucu çıkan ekonomik kriz, 1994 yılında yine Cumhurbaşkanı Demirel ile Başbakan Tansu Çiller arasında güç müdahalesi ile çıkan ekonomik kriz, Türkiye son olarak ise, 2001 yılında Cumhurbaşkanı Sezer'in Anayasa kitapçığını Başbakan Ecevit'e fırlatması üzerine cumhuriyet tarihinin en büyük ekonomik krizi ile karşı karşıya kalmış, Türk Lirası yeniden devalüasyona uğramış ve faizler bir gecede yüzde 7500'lere kadar çıkmıştı . Türkiye Cumhuriyeti Tarihinde, yaşanan ekonomik krizlerin en büyük sebebinin sistemdeki çift-başlılık olduğu açıkça görülmektedir. Hele buna bir de, 2007 halkoylamasıyla cumhurbaşkanını halkın seçmesi eklenince, zaten çok güçlü olan cumhurbaşkanı daha da güçlü hale gelmiştir. Cumhurbaşkanını halkın seçmesi son derece doğru ve önemli bir adımdır. Fakat sistem değişmez de böyle devam ederse, cumhurbaşkanı ve başbakanın farklı siyasi eğilimlere sahip olması durumunda siyasi kriz çıkma olasılığı eskiye nazaran çok daha yüksek bir ihtimal haline gelmiştir. Bu bakımdan Türkiye'de kriz üretmeyen yeni bir sisteme ihtiyaç olduğu açıktır. Şimdi doğal olarak, Partili Cumhurbaşkanlığı sisteminin kriz çıkarmayacağından emin miyiz? Çok mu iyi bir sistem? Diye soranlar olabilir. Bunun kararını ve takdirini yüce Türk Milleti verecektir. Sonuç olarak, Milli İradenin tam olarak tecelli etmesi, Milli Birlik ve Kardeşliğimizin güçlenmesi ve kazananın Türkiye olması, temennisiyle…

KAYNAKLAR: İ. Halil ASİLBAY, “Parlamenter Sistem ve Türkiye Açısından Bir Değerlendirme” TBB Dergisi, 2013/104, s. 248-262. https://www.basbakanlik.gov.tr/…/_Go…/pg_CabinetHistory.aspx. http://www.yenisafak.com/yazarlar/erdaltanaskaragol/cift-basliligin-neden-oldugu-ekonomik-krizler-2036664u-eko…)

İzlenme: 335 Yazdır

YORUM EKLE

Yorum Başlığı

Yorum

YORUMLAR

Tüm Yorumlar
  • Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR

ÇOK OKUNANLAR

Listelenecek kayıt bulunamadı

ADANA - HAVA DURUMU

ADANA

VİDEO GALERİ