Haber Tahtası

YENİ ANAYASA NASIL OLMALI?

İbrahim AYDOĞAN

İbrahim AYDOĞAN

E-Posta : i.aydogan01@hotmail.com

       Yıllardır gündemden düşmeyen yeni anayasa hazırlama konusu yine gündemde ve buna ihtiyaç olduğu tartışmasız bir gerçektir. Lakin nasıl olması gerektiği konusunda farklı görüşler ve bakış açıları da söz konusudur. Zaten farklı açılar, farklı ideolojiler, farklı inançlar ve en önemlisi milli ve manevi değerler süzgecinden geçirmeden bir anayasa çalışması yapmak da sakat doğum demektir. Peki, yeni bir anayasa çalışmalarında neler dikkate alınmalıdır? Bir bakalım. Yeni anayasa konusu iç politikadaki kısır tartışmalara kurban edilemeyecek kadar milletimizin ve ümmetin bekası meselesidir. Kısır tartışma derken bunda sadece muhalefet değil, hatta ondan daha çok iktidar partisi sorumluluk altındadır. Bu çalışmada yer alacak bütün tarafların tek bir davası, düşüncesi, vizyonu, Milletin ve Ümmetin istikbalini temin edecek, milli ve manevi değerlere dayalı bir anayasa çalışması yapmak olmalıdır. Hakk ve Adalet kavramlarının hukukun tam merkezine yerleşmediği bir toplumda huzursuzluklar, kamplaşmalar, çatışmalar, ayrışmalar kaçınılmaz olur. Zira ilahi adalet er ya da geç tecelli eder ve adaletten uzaklaşan bedelini öder. Gerek adaletten uzaklaşma ve gerekse bedel ödeme sırasında huzursuzluk ve ayrışma vuku bulur. Ayrıca hazırlanacak yeni anayasa, daha önceki anayasalarda olduğu gibi her okuyanın başka bir şey anladığı kargaşaya yol açacak bir şekilde olmamalıdır.

       Bir başka mevzu ise yeni anayasanın, mutlaka milli ve manevi değerlerden beslenerek, yüzyılların tecrübelerinin toplumsal ve siyasal sorunlarımıza derman olacak şekilde hazırlanmasıdır. Ecdadımızın, yüzyıllara hükmeden ve dünyaya nizam vermiş bir medeniyet inşası üç temel üzerine olmuştur; MİLLİ –İSLAMİ – İNSANİ. Bu medeniyet temellerimiz dikkate alınmadan, ne büyük Türkiye’nin temelleri atılabilir, ne de 2023, 2053 ve 2071 vizyonu gerçekleştirilebilir. Peki, Milli, İslami ve İnsani temele dayalı anayasa nasıl olur somutlaştıracak olursak. Mesela İslam öncesi Türklerdeki Töre denilen yazısız hukuk ve Türk – İslam Tarihindeki İslami değerlerle yoğrulan Türk Hukuku mutlaka dikkate alınmalıdır. Bu iki hukuk da incelendiğinde, iki hayati konudan asla taviz verilmediği net bir şekilde görülür. Birincisi savaştan kaçmak, vatana ihanet, isyan, devletin emrine karşı gelmek gibi devlete karşı suçlar ve cinayet, zina, hırsızlık, toplumsal huzuru bozmak gibi millete karşı suçlar. İşte bu iki konuda ecdadımız çok sert tedbirler almıştır ki bu elzemdir. Yüzyılları, hatta bin yılları kapsayan tarihimizde bu suçlara verilecek cezalar hiçbir dönem ihmal edilmemiştir. Burada tarihimiz/ecdadımız bize şu dersi veriyor; benim gibi büyük güç olmak istiyorsanız 1- Devletin temelleri 2- Toplumun temelleri ile asla oynatmayacaksınız. Buna aykırı hareket edene bedelini derhal ödetmelisiniz. Aksi takdirde devletin ve toplumun temeline dinamit koymuş olursun. Şimdi bakalım kendimize; 1948 ve 1954’te imzalanan uluslar arası sözleşmelere göre aşama aşama iç hukukunu düzenleyen, idamın olmadığı, ülkeye ihanetin ifade özgürlüğü olduğu, zinanın ve uyuşturucunun suç bile olmadığı ülkemizde, batılılar ve içerideki uzantıları eliyle devletin ve milletin temeline çoktan dinamit konulmuş demektir. Milletinin değerlerini koruyacak anayasa ve kanunları olmayan bir devletin büyük devlet olması söz konusu olamaz. Zira iç sorunlarla uğraşmaktan kafasını kaldırıp dışarıya bakamaz. Nitekim son yüzyılımız öyle heba olmuştur.

       Büyük devlet olmak ve ecdadımız gibi cihanda oyun kurucu olmak istiyorsak ilk yapmamız gereken, Hakk ve adaleti temele alan, devlet ve toplumun temelleriyle oynamaya asla müsaade etmeyecek bir anayasa yapmaktır. Bu keyfiyet değil, kemiyettir(mecburiyet). Milli, İslami ve İnsani temele dayanmayan hukuk kurallarını tartışmak ve onda derman aramak olsa olsa, derdi dermansız hale getirmek olur. Milli, İslami ve İnsani bir anayasa muasır olmaz diyenler şunu unutmamalı, Alman Filozof Spencer’ın dediği gibi, “batı çoktan muasırlığını kaybetti ve medeniyet kendisine ülke arıyor” ve en büyük aday da Türkiye’dir. Bunu böyle bilmeli ve yeni anayasa çalışmalarının merkezine bu büyük vizyonu(muasır medeniyetin merkez ülkesi) yerleştirmeliyiz. Türk İslam Medeniyetinin yeniden ihyası, ancak bu temeller üzerinde yükselecek bir anayasa ile mümkündür. “Niyet Hayır Akıbet Hayır Olur…” İnşallah.

İzlenme: 696 Yazdır

YORUM EKLE

Yorum Başlığı

Yorum

YORUMLAR

Tüm Yorumlar
  • Pöhhhh

    Misafir: Anayasanın ne demek olduğunu biliyor musun adamım sen? Ne arasın anayasada zina, ihanet vs... Onlar yasanın konusudur. Anayasada sadece devletin şekli şemali bir de hak ve özgürlükler vardır. 04 Şubat 2016 09:37

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR

ÇOK OKUNANLAR

Listelenecek kayıt bulunamadı

ADANA - HAVA DURUMU

ADANA

VİDEO GALERİ