Haber Tahtası

Doğudan Batıya Kültür Sirkülasyonu Ve Manevi Değerlerin Analizi

Selçuk BAŞER

Selçuk BAŞER

E-Posta : selcukbaser@outlook.com.tr

Hasbelkader farklı coğrafyalarda farklı insanlarla muhatap olmuşuzdur. Gördüğümüz insanların bir takım özellikleri de bilişsel dünyamızda belirginleşmeye başlamıştır. Yani artık zihnimiz şemaları ihtiva etmektedir. Piaget’e göre şema: İnsan zihninde oluşan ve hayatı tanımasında ve hayata anlam vermesinde kullandığı, zihninde sakladığı her türlü nesne, olay ve olguları değerlendirmekte kullandığı algı çevresidir. Daha basit bir tanımla zihnimizde var olan her şeye dair birer kalıptır şema. Bizdeki kavram kelimesine karşılık Arapçada mefhum kelimesi kullanılır. Kelimenin kökü ise fehim kelimesidir yani anlamak. Aslında olay çok basit sade ve anlaşılırdır. Bir şeyin varlığını idrak edebilmek için kullandığımız kelimelere kavram deriz. Nitekim bu insan şemaları da realist bir yaklaşımla irdelenebilir. Şimdi bu farklılıklardan coğrafya farklılığını ele alalım. Coğrafya farklılığı neticesinde iklim farklılığı, iklim farklılığı neticesinde ise gıda farklılığı ortaya çıkmaktadır. Tüketilen gıdanın vücuda sirayet ettiği aşikardır. Çinliler sürekli pirinçle beslenirler ve tahıl ürünü tükettikleri için saldırgan değillerdir. Orta Asya Türkleri ise etle beslendiklerinden savaşçı bir yapıya sahiptir. Tarih boyunca çinliler hiçbir kavme saldırmamışlardır. Savaşı kendiler başlatmamıştır. Yine Uygurlar’da mani(eski Türkçe’demengü, yani tanrı) dinini benimsedikten sonra savaşçı özelliklerini yitirmişlerdir. Çünkü bu din et yemeyi yasaklıyordu. Tekkelerdeki dervişler halvete girdikleri vakit 40 gün boyunca hayvansal gıda tüketmezlerdi. Dervişlerin hilm sahibi olabilmeleri için kendilerini eğitmeleri, nefis terbiyesi yapabilmeleri gerekiyordu. Bu bakımdan gıdanın insan üzerindeki sirayeti tartışılamaz bir hakikattir. Nitekim naçizane bir gözlemim Ortadoğu ülkeleri, sıcak ülkeler, Irak, Suriye, Afrika ülkeleri her bakımdan dünyanın en tembel en geri ülkeleridir. Lakin soğuk ülkelere baktığınızda Norveç, İsveç, Kanada gibi hayat standardının çok yüksek olduğu ülkelerdir. Batıdaki bu gelişmişlik doğuya gittikçe yerini hantallığa; soğuk, yalıtılmış insan ilişkileri ise yerini samimiyet ve dostluğa bırakmaktadır.Yalnız bu samimiyet her zaman olumlu olmamaktadır. Samimiyet benim yerime şu işi yapıver, beş dakika beni idare ediver, bizim akraba gelecek hastanede ön sıraya koyuver mantığı bir süre sonra can sıkıntısına sebep olacak, hakkını arayan aradığını bulamayacaktır. Dünya genelinde ki kanı, ülkemiz içerisinde bile geçerlidir. Bir çeşit fraktal özelliği taşımaktadır. Büyük resimde nasıl batının sistem ve düzeni hakimse, ülkemizin batısınında kendi içerisinde sistem ve düzeni hakım. Lakin bu ibre doğuya doğru kaydıkça işler biraz değişmeye sınırlar kaybolmaya başlar. Doktor zamanında işine gelmez olur. Polis zamanında devriye yapmaz olur. Çöpçü işini aksatır... Zaten zamanın etkisiyle her şey şeyleşmektedir. Basitleşip önemini yitirmekte, değerlerimiz sığlaşmaktadır. Toplum kendi kendini bir çeşit fasit daireye(kısır döngüye) mahkûm etmiştir. Kendi etrafında dönüp duran dolap beygirleri gibi zamanın ve zeminin hâkimiyetini kaybetmiş bir toplum, hiç bir vakit galibiyete ve çağdaş rakiplerle liderliğe paydaş olmaya müyesser olamamıştır. Allah devletimize ve milletimize aklıselim gerçek ve tüzel bireyler nasip etsin.

İzlenme: 562 Yazdır

YORUM EKLE

Yorum Başlığı

Yorum

YORUMLAR

Tüm Yorumlar
  • Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR

ÇOK OKUNANLAR

Listelenecek kayıt bulunamadı

ADANA - HAVA DURUMU

ADANA

VİDEO GALERİ