Haber Tahtası

NELERİ KAYBEDİYORUZ

Selçuk BAŞER

Selçuk BAŞER

E-Posta : selcukbaser@outlook.com.tr

 Bu soruyu kime sorsak vereceği cevap aynıdır; neleri kaybetmiyoruz ki! Bizim millet olarak bazı değerlerimiz vardır ve bu değerler bizi biz yapar diğer milletlerden ayırırlar. Lakin malumunuzdur globalleşme denilen bir tabir meydana geldi. Dünyanın büyük bir köy olduğuna dair fikir akımı. Artık milletlerin bir birinden kesin çizgilerle ayrılamadığı günümüzde aristokrasiden yahut entelektlerden bir takım insanların  uçak ile çok kısa sürelerde dünyanın çok farklı yerlerine gidip oradaki tablolara şahit olmasından dolayı ürettikleri kavramdır globalleşme.

            Peki, bu globalleşmenin faturası nedir, kimlere çıkar, kim öder, karnemize nasıl yansır, nasıl durdururuz veya durdurulabilir mi? Yetişkinlerin fikirlerini değiştirmekte onları ikna etmekte zordur fakat çocukları ise çok kolaydır. Peki, bir milletin çocuklarını nasıl ele geçirirsiniz. Bunu bilmek için tonla mürekkep yalamaya iki üniversite bitirmeye gerek yoktur. Şöyle ki: çocuk neye temas ediyorsa siz onu inşa edeceksiniz. Malumunuzdur x, y, z gibi kuşak adlandırmaları yapılmıştır. Bu kuşakların bir takımında çocukların eline barby bebek, televizyonlarına şirinler ve ilçelerine atari gibi gudubet unsurları enjekte ettiler.
Barby bebekler bir kere açık seçik oyuncaklardır. Aman canım oyuncağın açığı mı olurmuş demeyin adam bardak yapıyor kulpunu haç işareti yapıyor bizim saf kardeşimiz varıp alıyor, şekilli bir şey sanıyor. Sıradan değil ve şık diye. Hapı yutturmaya çalışıyorlar. Barby bebekler toplumumuzun güzellik algısını hedef almaktaydı. Zaten TV’ler aracılığı ile pek âlâsını da yaptılar. Şirinler denilen çizgi film kahramanlarını oluşturan üreten kişi Pierre Culliford’dır. İkinci dünya savaşının ciddi bir yönetim sistemleri savaşı olduğunu bilirsiniz. Komünistlerin ve kapitalistlerin savaşı. Sıcak savaş bitse de soğuk savaş bitmiyor bir türlü. Propaganda savaşı, işte bu şirinlerde komünizmin genç dimağlara enjekte edilmesi için bir çabadır. Dikkat ederseniz ne para vardır ne din. Kendi ormanlarında mutlu mesutturlar. Peki Gargamel kimdir siyah cübbesi ile, tabi ki papazdır. İşte çok masum görülen şirinler aslında nesilleri değiştirmeye çalışan bir komünist maşasıdır. Atari ortamları küfür sigara ve zaman israfının mükemmel bir çözeltisidir. Bir zamanlar bu işi internet kafeler devraldı. Şu zamanlarda eski rövanşını yitirse de yine de müşteri bulmakta çok zorlanmıyorlar.
            Peki ya okullarda dağıtılan tabletler için ne düşünüyorsunuz? Çok uzağa gitmeyeceğim benim bir kuzenimden örnek vermek istiyorum: çocuğun gözleri bozulma derecesine gelmiş, omurilik yapısı zarar görmüş, gencecik bir fidanken çorak ve kurak toprakta yetişmiş patates gibi yamru yumru olmuş. Diyecekler ki düzgün kullansaydı tableti. Size soruyorum hiç doru beygiri küçük çocuğa verirler miydi eskiler? Versen ne olur, beygir çocuğu sürür istediği yere gider. Çocuğun ne istediğinin bir önemi yoktur. Binaenaleyh tablette böyledir, internette böyledir. Efendim çocuklarınıza akıllı telefonda almayın 17 18 yaşına kadar. Bırakın çocuk ilkel bir şekilde büyüsün bırakın ağlasın. Ağlamayla bir şey olmaz, ağlamak kalbi temizler. Anne babalar biliyorum dayanamıyorsunuz lakin çocuğunuza kötülük ediyorsunuz farkında değilsiniz, farkındasınız ama engel olamıyorsunuz. Dirayetli olmalı çocuklarınızı bu illete teslim etmemelisiniz. Çocuk tablete oyun yüklemiş, doldurmuş kafayı boş şeylerle sorsan Sübhanekeyi okuyamaz, hiçbir fiziki yaşanmışlığı yok varsa yoksa sanal. Bakınız dünyanın en zenginlerinin çocuklarının okuduğu okullarda ne bir tablet var ne elektronik bir şey. Neden acaba.
Neslimizi, dinimizi, eğitimimizi kültürümüzü ve maneviyatımızı kaybediyoruz. Öğretmen kontrolünde yapılan gelişmeler amenna, bakınız akıllı tahtalar devrim gibi bir materyal. Öğretmen rehberliğinde dağda, bayırda, köyde, belde herkes eğitim olarak fırsat eşitliğine ulaşmış oluyor. Ama söylediğim gibi internet de tablet de doru bir attır. Ve bu atı kontrol etmek için çelik gibi sinir ve irade şarttır. Paydaşların da bunu kullanıyor olması doğru olduğu anlamına gelmez.
           
            “ Yine hicran ile çılgınlığım üstümde bu gün
             bana Vahdet gibi bir yâri müsait lazım
            Artık ey yolcu bırak ben yalnız ağlayayım.”

İzlenme: 675 Yazdır

YORUM EKLE

Yorum Başlığı

Yorum

YORUMLAR

Tüm Yorumlar
  • Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR

ÇOK OKUNANLAR

Listelenecek kayıt bulunamadı

ADANA - HAVA DURUMU

ADANA

VİDEO GALERİ