Haber Tahtası

SAMİMİYETSİZLİK

Selçuk BAŞER

Selçuk BAŞER

E-Posta : selcukbaser@outlook.com.tr

  SAMİMİYETSİZLİK
            Nedir bu samimiyetsizlik? Bilemiyorum; on,  on beş yılda dünya mı değişti yoksa insanlar mı değişti. Çok değil bir kuşak öncesinin insanlarının bir birlerine duydukları dostluk ve samimiyeti mumla arar olduk. Annemizin babamızın bazı sağlam dostlara sahip olduğunu biliyoruzdur. Bir birlerini arayıp sormadıklarında bir birlerine kahır eden onlarla karşılaştıklarında sitem eden, karşılaşamadıklarında ise yakınan büyüklerimizi defaatle görmüşüzdür.  Bu gün çağdaşlaşma yolunda hızla ilerleyen toplumumuzun ise anlayışı değişmekte ve sitem ve yakınma yerini iyi dostlarda; karşılaştığında tekrar eski samimiyet ve içtenlikle muamele etme, arkadaşlarda ise sûni yalıtılmış ve yapay bir gülümseme ve beraberinde cevabını dinlemek istemeyerek sorulan; naber, nasılsın sorularına bırakmaktadır.

            Samimiyetsizlik; insanın karakterinin sonucudur. Fesat, bağlanmaz, bencil ve ucuz insanlar samimi ve içten olmayan insanlardır. Zeki adam derdimiz yok ama samimi içten ve güvenilir adam derdimiz var. Her yerde samimi insana ihtiyacımız var. Şöyle ki bir örnekle izah edeyim. Belediyenin son günlerde keşfettiği gelir kapısı ve istihdam alanı cadde ve sokaklarda ki otopark ücretlendirilmesi ile ilgili bir durum. Marketin birinin önüne aracı park ettim. O esnada görevliye dedim ki içerden çay alıp çıkacağım iki dakika sürmez. Boş yere fiş kesme. Elemanın tepkisi ne olsa beğenirsiniz: göreceğez! , adam sanki bizim amirimizde bizi teftiş edecek gibi konuşuyor. Tabi bunlara takılacak değilim. Çayı aldım çıktım. Bu arada faydalı bir bilgi vereyim o park ücretleri arabayı satarken çıkmıyor. Ödemediğinizde sorun olmaz. 

            Bir diğer husus Allah vermesin tabi ama diyelim ki başınız sıkıştı; birkaç bin tl paraya ihtiyacınız var. Arkadaş dediğiniz insanlar yahut dost dediğiniz insanlar size ne kadar destek olurlar. Kara günde yanınızda olurlar mı? Yoksa ciğerci peşkiri gibi işleri bitince sizi bir kenara atıverirler mi? Türk milleti ser verip sır vermeyen bir millettir. Ser baş demektir. Yani hayatı pahasına himayesinde bulunan sırra muhafızdır. Peki bu gün ile mukayese ettiğinizde bırakın ser vermeyi. Sır verseniz çığırtmaç gibi bağırmaya başlarlar. Her şeyinizi sayar dökerler. E zaten telefonlarla dinleniyoruz. Kameralarla izleniyoruz. İşte bu unsurlar insanın özel hayatını bitirme düzeyine getiriyor. İnsan yapısı gereği kendi sırrına muhafızdır. Peki, koruma işini yapamayınca nasıl çözüm üretiyor; tabi ki gerçek insan olma gayretinden uzaklaşarak şeffaflaşarak. Toplum ve devlet işlerinde şeffaflık en muteber kriterdir. Ancak insan için asıl olan sırdır. Her birey nevi şahsına münhasır olmalıdır. Kendi gibi olmalıdır. Her ağacın bir meyvesi olur. Farklı ağaçtan farklı fayda hâsıl olur. İnsanların tek düzeleşmesi yaradılışa aykırıdır. Her insanın avuç içi farklıdır. Bazı bankalar avuç içi şifreleme yöntemi kullanır. Gözün ve parmak izinin farklı olduğunu belirtmeye gerek bile duymuyorum.

            Bir de yanlış anlaşılan söz: din nasihattir sözü. Nasihat sözcüğü Arapçada samimiyet için kullanılır yani din nasihat değildir samimiyettir. Samimi ve içten bir dünya temennisi ile selametle kalınız ve Allah’a emanet olunuz.  

İzlenme: 804 Yazdır

YORUM EKLE

Yorum Başlığı

Yorum

YORUMLAR

Tüm Yorumlar
  • Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR

ÇOK OKUNANLAR

Listelenecek kayıt bulunamadı

ADANA - HAVA DURUMU

ADANA

VİDEO GALERİ